Miras Kalan Evde Mirasçılardan Biri Oturuyorsa Ne Olur?

0
20

Miras bırakan kişinin vefatından sonra geride kalan taşınmazlar, mirasçılar arasında en sık uyuşmazlık yaşanan malvarlığı unsurlarından biridir. Özellikle miras kalan bir evde mirasçılardan birinin yaşamaya devam etmesi, diğer mirasçıların ise taşınmazdan yararlanamaması veya evin satılmasını istemesi çeşitli hukuki sorunlara yol açabilir.

Bu durumda “Mirasçı evden çıkarılabilir mi?”, “Diğer mirasçılar kira isteyebilir mi?”, “Evde oturan mirasçı diğer mirasçılara ödeme yapmak zorunda mı?” ve “Mirasçılardan biri evin satılmasını istemezse ne olur?” gibi sorular gündeme gelir.

Miras kalan ev üzerindeki hakların nasıl kullanılacağı; mirasın paylaşılmış olup olmamasına, taşınmazın tapu durumuna, mirasçıların kendi aralarındaki anlaşmaya ve somut olayın özelliklerine göre değişebilir. Bu nedenle miras kalan evde tek bir mirasçının oturması, o kişinin otomatik olarak evin tek sahibi olduğu anlamına gelmez.

Miras Kalan Evde Tek Bir Mirasçı Oturabilir mi?

Miras bırakanın vefatıyla birlikte miras, kanunda öngörülen esaslar çerçevesinde mirasçılara geçer. Birden fazla mirasçının bulunması durumunda miras paylaşılıncaya kadar terekeye ilişkin haklar miras ortaklığı kapsamında değerlendirilir.

Dolayısıyla miras kalan bir evde mirasçılardan birinin fiilen oturuyor olması, tek başına diğer mirasçıların taşınmaz üzerindeki haklarını ortadan kaldırmaz.

Örneğin üç kardeşe miras kalan bir evde kardeşlerden birinin yıllardır yaşıyor olması, kural olarak o kardeşi tek başına malik haline getirmez. Diğer mirasçıların da miras paylarından kaynaklanan hakları devam eder.

Bununla birlikte evde oturan mirasçının kullanımının diğer mirasçıların rızasına dayanıp dayanmadığı önemlidir. Mirasçıların tamamı bu kullanıma izin vermişse durum farklı değerlendirilebilir. Buna karşılık diğer mirasçıların taşınmazdan yararlanması engelleniyor veya kullanım konusunda açık bir uyuşmazlık bulunuyorsa hukuki yollar gündeme gelebilir.

Evde Oturan Mirasçı Diğer Mirasçılara Kira Ödemek Zorunda mı?

Miras kalan taşınmazlarda en fazla merak edilen konulardan biri, evi tek başına kullanan mirasçının diğer mirasçılara kira ödemek zorunda olup olmadığıdır.

Burada klasik anlamdaki kira ilişkisi ile ortak taşınmazın tek bir mirasçı tarafından kullanılması birbirinden ayrılmalıdır. Taraflar arasında bir kira sözleşmesi bulunmadığı sürece, evde yaşayan mirasçının doğrudan “kiracı” olduğu söylenemez.

Ancak bir mirasçının ortak taşınmazdan tek başına yararlanması ve diğer hak sahiplerinin kullanımını engellemesi halinde, şartları oluştuğunda diğer mirasçıların kullanım karşılığı tazminat niteliğindeki talepleri gündeme gelebilir.

Bu noktada özellikle ecrimisil ve intifadan men kavramları önem kazanmaktadır.

İntifadan Men Nedir?

İntifadan men, ortak veya paylı bir taşınmazdan yararlanmak isteyen kişinin, taşınmazı kullanan diğer hak sahibine bu iradesini bildirmesi ve kullanımının engellendiğini ortaya koymasıyla bağlantılı hukuki bir kavramdır.

Basit bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse; iki kardeşe miras kalan bir evde yalnızca kardeşlerden biri oturuyorsa diğer kardeş, “Ben de bu taşınmazdan yararlanmak istiyorum” veya somut duruma göre kullanım karşılığı talepte bulunduğunu açıkça ortaya koyabilir.

Özellikle mirasçılar arasındaki ecrimisil uyuşmazlıklarında intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği önem taşıyabilir. Bununla birlikte her uyuşmazlıkta aynı koşullar aranmadığından, somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Mirasçılar Evde Oturan Mirasçıdan Ecrimisil İsteyebilir mi?

Ecrimisil, bir taşınmazın hak sahibinin rızası dışında kullanılması nedeniyle talep edilebilen haksız işgal tazminatı olarak ifade edilebilir.

Miras kalan evin yalnızca bir mirasçı tarafından kullanılması durumunda diğer mirasçıların ecrimisil talep edip edemeyeceği, kullanım biçimine ve uyuşmazlığın özelliklerine bağlıdır.

Örneğin diğer mirasçıların taşınmazdan yararlanma taleplerinin engellenmesi, taşınmazın tamamen bir mirasçının hakimiyetinde tutulması veya diğer mirasçıların haklarına rağmen kullanımın sürdürülmesi ecrimisil tartışmasını gündeme getirebilir.

Ancak “Bir mirasçı evde oturuyorsa mutlaka diğerlerine kira veya ecrimisil öder” şeklinde genel bir sonuca ulaşmak doğru değildir. Mirasçılar arasındaki ilişki, daha önce verilmiş izinler, kullanım biçimi, intifadan men koşulu ve olayın diğer özellikleri birlikte incelenmelidir.

Mirasçı Evden Çıkarılabilir mi?

Miras kalan evde oturan kişinin aynı zamanda mirasçı olması, konuyu üçüncü bir kişinin taşınmazı haksız kullanmasından farklı hale getirir. Çünkü evde yaşayan kişinin de tereke veya taşınmaz üzerinde miras hakkından kaynaklanan bir hukuki konumu bulunabilir.

Bu nedenle diğer mirasçıların yalnızca “Evden çıkmasını istiyoruz” demesi her durumda kişinin doğrudan tahliye edilebileceği anlamına gelmez.

Uyuşmazlığın niteliğine göre taşınmazın kullanımının düzenlenmesi, mirasın paylaşılması, ecrimisil talep edilmesi veya ortaklığın sona erdirilmesi gibi farklı hukuki yollar değerlendirilebilir.

Burada hangi hukuki yolun uygun olduğu, özellikle tapudaki mülkiyet durumu ve miras paylaşımının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği dikkate alınarak belirlenmelidir.

Mirasçılardan Biri Evin Satılmasını İstemezse Ne Olur?

Miras uyuşmazlıklarının önemli bir bölümü bu noktada ortaya çıkar. Mirasçılardan bazıları taşınmazı satıp bedelini paylaşmak isterken, evde yaşayan veya taşınmazı kullanmaya devam etmek isteyen mirasçı satışa karşı çıkabilir.

Mirasçılar kendi aralarında anlaşabiliyorsa taşınmazın geleceği konusunda ortak bir çözüm üretilebilir. Örneğin taşınmaz satılabilir veya şartları uygunsa taşınmazı almak isteyen mirasçı diğer mirasçıların haklarını karşılayabilir.

Ancak anlaşma sağlanamaması, ortaklığın hiçbir şekilde sona erdirilemeyeceği anlamına gelmez.

Türk Medeni Kanunu çerçevesinde, hukuken ortaklığın devamını gerektiren özel bir durum bulunmadığı sürece ortaklığın giderilmesi yoluna başvurulması gündeme gelebilir.

Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılabilir mi?

Miras kalan taşınmaz konusunda mirasçıların anlaşamaması halinde başvurulabilecek hukuki yollardan biri “ortaklığın giderilmesi davası”dır. Uygulamada bu dava “izale-i şuyu davası” olarak da bilinmektedir.

Ortaklığın giderilmesi davasının temel amacı, birden fazla kişinin hak sahibi olduğu mal üzerindeki ortaklığın sona erdirilmesidir.

Taşınmazın aynen bölünmesi mümkünse koşullara göre aynen taksim değerlendirilebilir. Bunun mümkün olmaması halinde ise satış suretiyle ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir.

Örneğin tek bir apartman dairesinin üç kardeşe miras kalması ve kardeşlerin taşınmazın geleceği konusunda anlaşamaması halinde, taşınmazın fiziksel olarak üç bağımsız parçaya ayrılması çoğu durumda mümkün olmayacaktır. Böyle bir uyuşmazlıkta satış yoluyla ortaklığın giderilmesi söz konusu olabilir.

Dolayısıyla mirasçılardan birinin satışa karşı çıkması, tek başına ortaklığın sonsuza kadar devam etmesini sağlamaz.

Miras Kalan Ev Nasıl Satılır?

Miras kalan bir evin satılmasının en kolay yolu, mirasçıların anlaşarak gerekli hukuki ve tapu işlemlerini tamamlamasıdır. Mirasçıların tamamının uzlaşması, dava sürecine ihtiyaç duyulmadan çözüm sağlanmasına imkân verebilir.

Ancak mirasçılar arasında anlaşmazlık varsa süreç daha karmaşık hale gelir.

Özellikle mirasçılardan birinin “Ben satmak istemiyorum” demesi halinde taşınmazın hukuki statüsünün incelenmesi gerekir. Şartları mevcutsa ortaklığın giderilmesi davasıyla ortaklığın sona erdirilmesi talep edilebilir.

Satış veya paylaşım sürecine geçmeden önce veraset ilamı, tapu kayıtları, mirasçılık durumu ve taşınmaz üzerindeki diğer hak ve kısıtlamaların kontrol edilmesi önem taşır.

Evde Yıllardır Oturmak Mirasçıya Daha Fazla Hak Verir mi?

Bir mirasçının miras kalan evde uzun yıllardır oturuyor olması, tek başına o kişinin diğer mirasçılardan daha fazla miras payına sahip olmasını sağlamaz.

Miras payları, miras hukukundaki yasal veya iradi düzenlemeler doğrultusunda belirlenir. Taşınmazı fiilen kullanmak ise kural olarak miras oranlarını kendiliğinden değiştirmez.

Bu nedenle “Ben bu evde 15 yıldır yaşıyorum, artık ev benimdir” şeklindeki bir yaklaşım tek başına mülkiyet hakkının kazanıldığı anlamına gelmez. Bununla birlikte olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı gibi mülkiyet kazanımına ilişkin özel düzenlemeler bulunduğundan, her olayın kendi hukuki şartları çerçevesinde incelenmesi gerekir.

Mirasçıların Anlaşması Halinde Hangi Çözümler Uygulanabilir?

Her miras uyuşmazlığının dava yoluyla çözülmesi gerekmez. Mirasçıların anlaşması halinde hem zaman hem de maliyet açısından daha pratik çözümler bulunabilir.

Örneğin evde kalmak isteyen mirasçı ile diğer mirasçılar arasında payların devrine ilişkin bir çözüm değerlendirilebilir. Taşınmazın satılarak satış bedelinin hak sahipleri arasında paylaştırılması da mümkündür. Uygun durumlarda taşınmazın kullanım biçimi konusunda mirasçılar kendi aralarında anlaşabilir.

Özellikle aile içindeki miras uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce taşınmazın güncel değeri, miras payları ve tarafların beklentileri belirlenerek uzlaşma ihtimalinin değerlendirilmesi yararlı olabilir.

Mirasçılar Anlaşamazsa Hukuki Süreç Nasıl İlerler?

Miras kalan ev konusunda anlaşmazlık ortaya çıktığında öncelikle uyuşmazlığın ne olduğu doğru şekilde belirlenmelidir. Çünkü her sorun için aynı dava veya hukuki yöntem kullanılmaz.

Sorun taşınmazın tek bir mirasçı tarafından kullanılmasıysa kullanım ve ecrimisil talepleri; sorun taşınmazın paylaşılmamasıysa mirasın paylaşılmasına ilişkin hukuki yollar; ortak mülkiyetin sona erdirilmesi isteniyorsa ortaklığın giderilmesi süreci gündeme gelebilir.

Ayrıca uyuşmazlığın niteliğine göre dava öncesinde arabuluculuk dahil yerine getirilmesi gereken usuli şartların bulunup bulunmadığının da değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle hukuki sürece başlamadan önce mirasçılık belgesinin, tapu kayıtlarının, varsa vasiyetname veya miras sözleşmesinin ve taraflar arasındaki mevcut yazışma ve belgelerin birlikte incelenmesi önemlidir.

Miras Kalan Ev Konusunda Hak Kaybı Yaşamamak İçin Nelere Dikkat Edilmeli?

Miras kalan taşınmazlarda yalnızca kimin evde oturduğuna odaklanmak yeterli değildir. Tapu kayıtlarının güncel durumu, miras payları, taşınmazın kim tarafından ve ne zamandan beri kullanıldığı, diğer mirasçıların bu kullanıma rıza gösterip göstermediği ve daha önce herhangi bir talepte bulunulup bulunulmadığı önem taşır.

Özellikle ecrimisil, paylaşım ve ortaklığın giderilmesi gibi taleplerde yanlış hukuki yolun seçilmesi sürecin uzamasına ve ek maliyetlere yol açabilir.

Mirasçılar arasında uyuşmazlık ortaya çıkmışsa somut olayın miras hukuku ve gerektiğinde gayrimenkul hukuku açısından birlikte değerlendirilmesi, uygulanabilecek hukuki yolların doğru belirlenmesine yardımcı olabilir.

İzmir Miras Hukuk Avukatları

Miras kalan bir evde mirasçılardan birinin oturması, o kişiyi otomatik olarak taşınmazın tek sahibi haline getirmez ve diğer mirasçıların haklarını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte evde oturan mirasçının doğrudan kiracı olarak değerlendirilmesi veya her durumda evden çıkarılabileceğinin kabul edilmesi de doğru değildir.

Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamaması halinde olayın özelliklerine göre ecrimisil talebi, mirasın paylaşılması veya ortaklığın giderilmesi gibi hukuki yollar gündeme gelebilir. Özellikle taşınmazın tek bir mirasçı tarafından kullanıldığı ve diğer mirasçıların bundan yararlanamadığı durumlarda intifadan men ve ecrimisil şartlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Her miras uyuşmazlığı farklı hukuki ve fiili koşullar içerdiğinden, işlem veya dava öncesinde miras paylarının, tapu kayıtlarının ve taşınmazın kullanım biçiminin birlikte incelenmesi önemlidir.

PAYLAŞ
Önceki İçerikOrtaklığın Giderilmesi Davası (İzale-i Şuyu) Nedir?
İzmir ve Ege bölgesinde hukuki yardım arayan herkes için çözüm bulmaya çalışıyoruz. Bize formumuzu doldurarak ulaşın.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin